Menu

Kendini Seviyorsan Hareket Et

Tuğçe Kurşunoğlu 1992 doğumlu. Kavram MYO Reklamcılık bölümü mezunu. ‘Her Şey Yolunda Merkez’, ‘İşler Güçler’, ‘Leyla ile Mecnun’ gibi dizilerde rol aldı. Hobi olarak sinema ve tiyatro çalışmalarını yakından takip ediyor. Black Swan Castıng’e bağlı olarak çalışıyor.

Sizin için güzellik ne anlam ifade ediyor?

Güzellik, kişide haz duygusunu uyandıran, bir nesne olarak nitelendirilemeyen parçalardan oluşan bir bütün. Beni hoş hissettirebilen her şey güzel olabilir.

Fiziğinizi ve güzelliğinizi korumak için neler yapıyorsunuz?

Mesai harcadığım önemli konulardan biri özellikle bu. Son zamanlarda sağlıklı beslenmeye mümkün mertebe dikkat ediyorum. Öğünlerin saatleri benim için çok önemli. Her gün olmasa da gün aşırı muhakkak egzersiz yapıyorum. Spor yapmak bana mutluluk veriyor. Ayrıca spor kişinin kendini ödüllendirebildiği kusursuz bir alan ve zinde bir gün için biçilmiş kaftan.

Spa’ya gidiyor musunuz? Ne tür terapileri tercih ediyorsunuz?

Spa ile yeni yeni tanışıyorum, ama önceden sauna ve hamamı çok sık kullandığımı söyleyebilirim.

Wellness (kendini iyi hissetmek) sizin için ne anlam ifade ediyor?

Sağlıklı bir yaşam; başka bir ifadeyle yaşam kalitesinin yüksek olmasıdır. Daha güzel, daha iyi bir yaşam için yapılan her şey şüphesiz mutluluğu da beraberinde getirir.

Yaşam felsefeniz nedir?

Çalışmaktan çok keyif alan birisiyim. Küçük yaştan beri iş ortamlarında bulunduğum için bu bende vazgeçilmez bir unsur oldu. Çalışma ortamında bulunduğum anlarda kendimi daha zinde ve keyifli hissediyorum. Kendini geliştirmeyi seven biriyim, hayat felsefem: “İşleyen demir ışıldar.” Ayrıca kendini seviyorsan hareket et, hem ruhun genç kalsın, hem bedenin.

Hayatta ne olmak veya ne yapmak istersiniz?

Küçüklüğümden beri bana en komik gelen sorulardan birisidir bu. Hayat sürprizlerle dolu bir kutu, tabii ki isteklerin doğrultusunda kendi yolunu oluşturup bu yolda devam edebiliyorsun. Çocukken bana bu soru hep karmaşık gelirdi. O zamanlar her şey olabilirdim. Hayatta nerede ve ne şekilde mutlu olursam orada olmayı tercih eden biriyim. Memur kafasına hiçbir zaman giremedim. Dinamik bir yapım var. Tek korkum bir gün dört duvar arasında bir iş peşinde koşarken kendimi yakalamam.

Türkiye’de kadın olmak nasıl bir duygu?

Zorlu bir süreç olduğunu söyleyebilirim. Ataerkil bir toplumda olduğumuz için kadınlar birçok konuda göz ardı edilebiliyor. Metropolde yaşayan kadınlar iş dünyasında ve birçok konuda söz sahibi olabiliyorken, daha küçük şehirlerde yaşayan kadınlar hâlâ evde, çocuklara bakıp kocasına hizmet ederek yaşamaya çalışıyor. Bazen gerçekten bu durum beni çok rahatsız ediyor. Özellikle bakımlı ve hoş bir kadınsan vay haline! Bazen yürürken bile çekinerek geçtiğim yerler var; duyduğum sözlerden utanıyorum. Sadece bu değil; kadına yapılan şiddet, kadının erkek kadar güçlü görülmemesi, bazen sadece obje olarak nitelendirilmesi gibi pek çok sebep yüzünden Türkiye’de kadın olmak gerçekten cesaret istiyor.

Sizce Türkiye’de kadın-erkek ilişkileri nasıl?

İnsan ilişkileri toplumdan topluma hatta semtten semtte bile değişebiliyor. Erkek egemen toplumda, ister yaşamın dışına itilmeye çalışılan, ister iş hayatında daha fazla mücadele etmek zorunda kalan -saçıyla kıyafetiyle uğraşılan- kadın olsun, ikisinin de durumu zor. Kadın kocasına verdiği hizmet ile iyi ya da kötü ilan edilen, eğlenilecek-evlenilecek olarak ayrıştırılan, tüketim dünyasında tüketim ikonuna dönüştürülen, kısacası birçok unsurla savaşır halde. Bu koşullarda nasıl sağlıklı ilişkiler kurulabilir? Polyannacılık yapmak istemiyorum, o sebeple güzel şeylerden pek bahsedemedim sanırım. Kadın erkek ilişkilerinden bahsediyorduk değil mi? Bunun birebir örneği üçüncü sayfa haberleri...

Siz nasıl olmasını isterdiniz?

Kadın ve erkeğin kendi yaşamlarından vazgeçmediği, ortak bir hayatı paylaştığı, sevgi, arzu ve saygı üzerinde temellenmiş bir birliktelik…

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

yukarı çık